<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Enkidu Çocuk Kitapları</title>
	<atom:link href="http://www.enkidukitap.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.enkidukitap.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 19:47:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Simit Satan Dev</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/simit-satan-dev.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/simit-satan-dev.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 09:59:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karakum - Kızılkum Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=937</guid>
		<description><![CDATA[Kızılkum Yayınları çocukların resimlediği hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mart 2012′de Evrim Okulları 2 B sınıfı ile yaptığımız Siyah Kalem temalı ”Canavarlar aramızda” adlı atölye çalışmasının sonuçlarından biridir. Yazan: Zümrüt Alp Çizen: Alis Paus Simit Satan Dev  Dev simit satıyordu, ama martılara!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kızılkum Yayınları</strong> çocukların resimlediği hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mart 2012′de Evrim Okulları 2 B sınıfı ile yaptığımız Siyah Kalem temalı ”Canavarlar aramızda” adlı atölye çalışmasının sonuçlarından biridir.</p>
<p>Yazan: Zümrüt Alp</p>
<p>Çizen: Alis Paus</p>
<p><strong>Simit Satan Dev </strong></p>
<p>Dev simit satıyordu, ama martılara!</p>
<p><img class="wp-image-938 aligncenter" title="alis martılar" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/05/alis-martılar-212x300.jpg" alt="" width="300" height="400" /></p>
<p style="text-align: center;"><strong><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/simit-satan-dev.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Princess Aasta</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/princess-aasta.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/princess-aasta.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 08:34:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=922</guid>
		<description><![CDATA[Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri… SIRADIŞI HİKAYELER &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Princes Aasta  Stina Langlo Ordal (aşk) Prenses Aasta yazarın ilk ve tek kitabı, bir bitirme tezi. Tek bir eseri olan insanlar bana oldum olası gizemli gelmiştir. Bütün sözünü tek bir şarkıya, tek bir filme, tek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri…</strong></p>
<p><strong>SIRADIŞI HİKAYELER</strong></p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-923" title="princessaasta1" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/05/princessaasta1-300x265.jpg" alt="" width="300" height="265" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Princes Aasta </strong></p>
<p><strong>Stina Langlo Ordal</strong></p>
<p>(aşk)</p>
<p>Prenses Aasta yazarın ilk ve tek kitabı, bir bitirme tezi. Tek bir eseri olan insanlar bana oldum olası gizemli gelmiştir. Bütün sözünü tek bir şarkıya, tek bir filme, tek bir kitaba sığdırmış, sonra da hayatın dehlizlerinde gözden kaybolmuş olanlar. Sevmek ve sevmeyi istemek üzerine bir kitap Prenses Aasta.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-924" title="princess2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/05/princess2-300x265.jpg" alt="" width="300" height="265" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sevmek kendiliğinden gelişen bir duygu mudur yoksa istenilen ve beklenilen, çağrılan bir duygu mudur? Pardon sevilecek biri aranıyor… Bir saniye durur musunuz, acaba sevmeyi istediğim kişi siz olabilir misiniz? Prenses Aasta resminden biraz savsak, biraz sakar biraz da pasaklı olduğu belli, kocaman bir yüreği olduğu besbelli ama her prenses gibi yapayalnız bir kızdır. Sevmek için bir ayı aramaktadır. Bunun için gazetelere ilan verir. Ve kendisine mektupla cevap veren ayılardan birini seçer, onunla buluşur. İşte aşk böyle başlar.</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/05/princess5.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-930" title="princess5" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/05/princess5-300x264.jpg" alt="" width="300" height="264" /></a></p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-925" title="princess4" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/05/princess4-300x257.jpg" alt="" width="300" height="257" /></p>
<div></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kitabın görsel dilinin sizi kucaklayan ilk duygusu hüzün. Neden hüzünlü derseniz haklısınız. Aşık olacak bir ayı arayan, onu da küçük bir çabadan sonra bulan ve onunla çok mutlu olan bir prensesin öyküsü neden hüzünlü olsun ki? Öncelikle kitabın baskın rengi olan lacivert, sanki çizerken boş verilmiş gibi dışarıya taşan fırça darbeleri, kocaman cüsseli ayının beyazlığı, prensesin yorgun güzelliği, hepsi hüznü çağrıştırıyor. Ayrıca ayrıcalıklı olmayı, korunmalı olmayı ve değerli olmayı anıştıran prenses imgesi bence her zaman biraz hüzün taşır. Çünkü bütün bunlar hayatta her şeyi olmayı ama bir şeyi eksik olmayı anlatır. O da çoğu zaman neşedir. Çünkü yalnızlıkta neşe yoktur. Belki de prenses Aasta’nın asıl aradığı da budur. O yüzden tıpkı neşe dağıtan palyaçolar gibi hüzünlü kız neşeyi de bulduğunda mükemmel olur.</p>
<p>Hikaye bana tümüyle internet çağını çağrıştırıyor. İnternet herkesi eşitlendiren bir yer olarak insanın kendisini bir prenses kadar güzel, değerli ve kutlu hissedebildiği ama bir o kadar da yalnız olduğu, toplumsal bağların giderek halüsinatifleştiği bir yer; güzel olmanın, bilgin olmanın, değerli olmanın, popüler olmanın, sevilmenin de bir vehimden ibaret olduğunu sinsi sinsi fılsıldayan bir yer  bence. Prenses Aasta’yı okumak bize iyi gelebilir. Telefonları cebinde, tabletlerinin önünde, internet sitelerinin ardında güvenli ama yalnız insanlar olan bizler de çünkü her şeyden çok neşeye ihtiyaç duyduğumuz, sevgi çağrılarımız cevapsız kaldığı anlarda, Prenses Aasta’yı anımsar onun için sevinir, arkadaş listesinde bir kutup ayısı olmayan kendimiz için üzülürüz belki.  Kaybetmek ve bulmak… kaybetmeden bulunmuyor belki de, herkesin aşık olması gereken kutup ayısını bulması dileğiyle Prenses Aasta’nın gülen yüzüyle bitiriyorum.</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/05/princess7.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-926" title="princess7" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/05/princess7-300x268.jpg" alt="" width="300" height="268" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(Prenses Aasta&#8217;yı herkese sevdirebilecek olan Özlem Şekercioğlu arkadaşıma beni onunla tanıştırdığı için buradan teşekkürler.)</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/05/princess7.jpg"><br />
</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/princess-aasta.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çukulatalı, yulaflı kurabiye</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/yemek-tarifleri/cukulatali-yulafli-kurabiye.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/yemek-tarifleri/cukulatali-yulafli-kurabiye.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 19:43:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=914</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUKÇA TARİFLER  Çukulatalı, yulaflı kurabiye  Kurabiyeleri sevmeye 30&#8242;umdan sonra başladım. Koca kadın oldum, ev kurabiye kokunca içim sevinçle doluyor. Çocuk gibi oluyorum. Aşağıdaki en kolay, en leziz kurabiyemizin en basit anlatımıdır: &#160; &#160; Malzemeler: 1 bardak tam buğday un 2 bardak yulaf ezmesi bir çimdik tuz bir paket kabartma tozu yarım bardak vakfı kebir tereyağ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇOCUKÇA TARİFLER </strong></p>
<p><strong>Çukulatalı, yulaflı kurabiye </strong></p>
<p>Kurabiyeleri sevmeye 30&#8242;umdan sonra başladım. Koca kadın oldum, ev kurabiye kokunca içim sevinçle doluyor. Çocuk gibi oluyorum. Aşağıdaki en kolay, en leziz kurabiyemizin en basit anlatımıdır:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/05/kurabiye.2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-915" title="kurabiye.2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/05/kurabiye.2-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Malzemeler:</p>
<p>1 bardak tam buğday un</p>
<p>2 bardak yulaf ezmesi</p>
<p>bir çimdik tuz</p>
<p>bir paket kabartma tozu</p>
<p>yarım bardak vakfı kebir tereyağ</p>
<p>1,5 bardak esmer şeker</p>
<p>varsa bir çimdik madagasgar vanilyası (robotta şekerle çekilmişse 1 tatlı kaşığı)</p>
<p>2 yumurta</p>
<p>1 paket bitter çukulata</p>
<p>Çukulatayı bıçakla küçük parçalar halinde kırın. Şeker hariç kuruları güzelce karıştırın. Şekerle yumurtayı telle karıştırın, içine eritilmiş olarak tereyağını katın. Bunları kuru karışıma katıp tahta kaşıkla karıştırın, hamur yapın. Hamuru yarım saat buzdolabında bekletin. Fırını 180 derecede ısıtın. Altına fırına dayanıklı bir kapta su koyun. Hamuru ceviz büyüklüğünde parçalara ayırın fırın kağıdının üzerine şekil vermeden fakat aralıklı olarak (pişerken bayağı yayılıyorlar) yerleştirin. 15-17 dakika pişirin. 15 dakika soğuduktan sonra yenmeye hazır. Sıcak taze sütle çok iyi gidiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/yemek-tarifleri/cukulatali-yulafli-kurabiye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Canavar ve Ayna</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/canavar-ve-ayna-2.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/canavar-ve-ayna-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 10:59:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karakum - Kızılkum Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=905</guid>
		<description><![CDATA[Kızılkum Yayınları çocukların resimlediği hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mart 2012′de Evrim Okulları 2 B sınıfı ile yaptığımız Siyah Kalem temalı ”Canavarlar aramızda” adlı atölye çalışmasının sonuçlarından biridir. Yazan: Zümrüt Alp Çizen: Philip Rogenbuke Canavar ve Ayna  Canavar yolda bir ayna gördü. Hemen durup uzun uzun kendini seyretti. Kendisini çok güzel buluyordu. &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kızılkum Yayınları</strong> çocukların resimlediği hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mart 2012′de Evrim Okulları 2 B sınıfı ile yaptığımız Siyah Kalem temalı ”Canavarlar aramızda” adlı atölye çalışmasının sonuçlarından biridir.</p>
<p>Yazan: Zümrüt Alp</p>
<p>Çizen: Philip Rogenbuke</p>
<p><strong>Canavar ve Ayna </strong></p>
<p>Canavar yolda bir ayna gördü. Hemen durup uzun uzun kendini seyretti. Kendisini çok güzel buluyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/04/philip.resim_.jpg"><img class=" wp-image-906 alignleft" title="philip.resim" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/04/philip.resim_-291x300.jpg" alt="" width="341" height="350" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/canavar-ve-ayna-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Canavarın Sırtı</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/n.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/n.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 09:17:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karakum - Kızılkum Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=902</guid>
		<description><![CDATA[Kızılkum Yayınları çocukların resimlediği hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mart 2012′de Evrim Okulları 2 B sınıfı ile yaptığımız Siyah Kalem temalı ”Canavarlar aramızda” adlı atölye çalışmasının sonuçlarından biridir. Yazan: Zümrüt Alp Çizen: Helen Özaydın Canavarın Sırtı Canavar yolda bir ayna gördü. Aynada uzun uzun kendini seyretti. Sonra birden arkasını döndü, bir de arkasını seyretti; sırtı ne kadar da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kızılkum Yayınları</strong> çocukların resimlediği hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mart 2012′de Evrim Okulları 2 B sınıfı ile yaptığımız Siyah Kalem temalı ”Canavarlar aramızda” adlı atölye çalışmasının sonuçlarından biridir.</p>
<p>Yazan: Zümrüt Alp</p>
<p>Çizen: Helen Özaydın</p>
<p><strong>Canavarın Sırtı</strong></p>
<p>Canavar yolda bir ayna gördü. Aynada uzun uzun kendini seyretti. Sonra birden arkasını döndü, bir de arkasını seyretti; sırtı ne kadar da güzeldi!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/04/canavarın-sırtı.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-903" title="canavarın sırtı" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/04/canavarın-sırtı-300x237.jpg" alt="" width="300" height="237" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/n.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurnaz Tilki</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/kurnaz-tilki.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/kurnaz-tilki.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Mar 2012 13:46:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=878</guid>
		<description><![CDATA[Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri… SIRADIŞI HİKAYELER &#160; Kurnaz Tilki Yazan: Goethe Çeviren: Zeyyat Selimoğlu Çizen: Sedat Girgin &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; (adalet) Adalet nedir acaba? Daha doğrusu adil olmak nasıl tanımlanır? Adaletin sembolü terazidir ya o terazi ağırlığı değil de dengeyi mi ölçer? Eşitlik ve denge, adalet kelimesinin kökünde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri…</strong></p>
<p><strong>SIRADIŞI HİKAYELER</strong></p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/03/OCE-CS6202284.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-880" title="OCE-CS6202284" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/03/OCE-CS6202284-190x300.jpg" alt="" width="190" height="300" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kurnaz Tilki</strong></p>
<p><strong>Yazan: Goethe</strong></p>
<p><strong>Çeviren: Zeyyat Selimoğlu</strong></p>
<p><strong>Çizen: Sedat Girgin</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(adalet)</p>
<p>Adalet nedir acaba? Daha doğrusu adil olmak nasıl tanımlanır? Adaletin sembolü terazidir ya o terazi ağırlığı değil de dengeyi mi ölçer? Eşitlik ve denge, adalet kelimesinin kökünde olsa bile her zaman eşitlik değildir adalet. İki çocuklu bir anne yaşları farklı olan çocuklarına eşit davranamaz belki ama dengeli davranmayı başardığında adil olur herhalde. İki insan arasındaki ilişkilerde denge belki de eşitlikte değil, birbirini tamamlamakta aranmalıdır. Örneğin ebeveyn ile çocuğun arasında, patron ile çalışan, devlet ile vatandaş, karı ile koca arasındaki ilişkilerde de tamamlayıcı bir denge olmalıdır ki adalet olsun. Burada rollerin farklılaşması zaman zaman büyük bir eşitsizlik doğursa da dengede huzur vardır. Eşit olduğu için huzursuz olan bir çok ilişki olabileceği gibi… Denge denince yine zıtlık meselesine girmek gerekiyor sanırım. Adalet arayışı genellikle doğru ile yanlış, haklı ile haksız, hatta iyilik ile kötülük arasında karar vermekle ilintili bir arayıştır. Şimdiye kadar mutlak iyilik ve mutlak kötülükten bahsetmenin zor olduğunu çokça ifade ettim.</p>
<p>Goethe örneğin, biraz Faust, biraz da Mephistophanes’tir; ama nereye kadar hangisidir? Mutlak doğruyu veya mutlak iyiyi aramak yerine onların sınırlarını aramak daha doğrudur belki de. Burada bahsedilen adaletin hukukla alakası olmadığı açık. Hukuk meşru olanı belirler adil olanı değil. Gerçekten adil olan hukuğun belirlerlediği sınırları aşan, herkese hakkı olanı vermek diye özetlenebilecek bir arayıştır. Adalet aynı zamanda değişim ve ölçülü olmayı bünyesinde barındırır, yani daha iyi olmak için değişim. İtidal adalet kökünden türetilmiştir, yani ölçülü olduğumuzda belki adil olmanın da sırrını yakalamış oluruz. Değişim zaman zaman rollerin değişimi belki bizi adalete yaklaştırır. Kafamızda bizi yanlış yönlere çeken fısıltılar duyarız, o fısıltıların ne kadarının aslında kendimizden geldiğini bilmek, içimizdeki Mephistophanes’i bulmak, önce onu sevmek gerekir belki adalet duygusuna yaklaşmak için. Goethe biraz Faust biraz da Mephistophanes olmakla aslında şunu anlatmıyor mu: Ne Faust tam iyidir, ne de Mephistophanes tam kötüdür. İkisinin de kendi kaderlerini gerçekleştirmeleri için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Faust Mephistophanes&#8217;e yaklaşmalı, Mephistophanes de Faust&#8217;a yaklaşmalıdır kendi evrimleri içinde.</p>
<p>Kurnaz Tilki baştan sona adalet kavramını sorgulayan bir kitap. Hikaye en başından en sonuna kadar orman divanına çağrılan tilkinin hayatının haydutluk ve dalavereyle geçtiğine ve yolunun kesiştiği herkese kötülük yaptığına dair hiçbir kuşkuya yer bırakmıyor. Fakat yine de tilkinin kanının son damlasına kadar kendini savunmasına izin verilir. Tilki kendini savunurken bazen bakış açısını değiştirerek, bazen düpedüz yalan söyleyerek bazen de suçlu olduğunu itiraf ederek adalet arar:</p>
<p>“…şu zavallı tilki karnını doyurmak için bir tavuk mu yakalamış, topu birden hemen üzerine çullanırlar, tutuklarlar, gözünün yaşına bakmadan idamına karar verirler. Hırsızın küçüğüysen aman vermezler sana, canına okurlar. Ama büyük çapta hırsızsan, o başka. Ülkeleri, sarayları yönetmek senin işin olur o zaman. İşte böyle cancağazım. Ben de böyle düşününce, kendi işimi kendim yürütmeye bakıyorum elbette. Birçokları böyle davranıyorsa, herhalde doğrudur, diyorum.”</p>
<p>Burada hırsızın büyüğü küçüğü ayrımından çok son cümle ilgi çekici bence. Toplumlarda bir çok birey görmeye alıştığı, kanıksadığı davranış kalıplarını sorgulamaktansa çoğunluk psikolojisine sığınmayı tercih eder. Adaletin aslında bireylere bağlı olmadığını kolektif bir nosyon olduğunu düşünebilir miyiz acaba? Bir kişi adil olabilir veya olmayabilir, peki ya bir toplum? Kitabın sonunda adalet çaresiz kaldığında kurnaz tilkinin ezeli düşmanı obur kurtla güreşmesine karar verilir. Güreşin sonunda kurnaz tilki galip olduğu halde aslan tarafından sürüden kovulur ve kendi yalnızlığına terk edilir. Burada Goethe’nin biraz kurnaz tilki biraz obur kurt olduğu aşikar. Fakat galip geldiği halde cezalandırılan, hatta lanetlenen tilki olduğuna göre aslan adaleti temsil etmektedir. Faust ise suçlu olmasına rağmen lanetlenmeyecekti. Burada iktidarın güçte mi yoksa ahlak sahibinde mi olacağı üzerinden tartışmaların erken dönemlere kadar gittiği Ortaçağ İslam tarihini düşünüyorum. Hz. Muhammed kendisinden sonra ümmeti kimin yöneteceğine dair hiçbir ipucu bırakmadan öldüğünde ümmet büyük bir dilemma ile karşı karşıya kalır. İktidarı kılıcı güçlü olan mı alacaktır yoksa ahlakı güçlü olan mı? Ne yazık ki kılıcın gücü karşısında durmak kolay değil. Acaba bütün insanlık tarihini adaletin imkansızlığı olarak okumak mümkün müdür? Toplum neredeyse adalet oradan uzakta bir yerlerde midir? Goethe için mutlak sevgiyi temsil eden Tanrı da aslan karakterinde vücut bulmuş olabilir. İslam&#8217;ın sözlüğünde de hak hem adalettir hem de Tanrı. Acaba adalet de Tanrı gibi insanın algı sınırlarının dışından ve üstünden mi parlamaktadır? Her şekilde adaletin bizim dışımızda ve belki de üstümüzde olduğu fikri bu kitabın sarsıcı yönlerinden biri.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/kurnaz-tilki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaramaz Bebeğin Maceraları</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/yaramaz-bebegin-maceralari.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/yaramaz-bebegin-maceralari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Mar 2012 12:37:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=852</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230; SIRADIŞI HİKAYELER &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Yaramaz Bebeğin Maceraları Yazan: Barbro Lindgren Çizen: Eva Eriksson Çeviren: Ali Arda (yaramazlık) Yaramaz Bebek gerçekten yaramaz bir bebek, annesinin aklını alan bir bebek. Yaramaz bebeğin maceraları da benim aklımı alıyor. Okumaya doyamıyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230;</p>
<p><strong>SIRADIŞI HİKAYELER</strong></p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/03/yaramaz1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-855" title="yaramaz1" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/03/yaramaz1-229x300.jpg" alt="" width="229" height="300" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yaramaz Bebeğin Maceraları </strong></p>
<p><strong>Yazan: Barbro Lindgren</strong></p>
<p><strong>Çizen: Eva Eriksson</strong></p>
<p><strong>Çeviren: Ali Arda</strong></p>
<p>(yaramazlık)</p>
<p>Yaramaz Bebek gerçekten yaramaz bir bebek, annesinin aklını alan bir bebek. Yaramaz bebeğin maceraları da benim aklımı alıyor. Okumaya doyamıyorum. Bu üç macera yaramaz bir ruhun kapılarını aralıyor ve yaramaz beyinlerin olağanüstü girdaplarında bizi gezindiriyor:</p>
<p>“Bir zamanlar bir anne vardı, sevecen, iyi kalpli.</p>
<p>Bir bebeği oldu ki vahşi mi vahşi.</p>
<p>Bebek her zaman tehlikeli şeyler yapmak isterdi.</p>
<p>Annesinin öğütlerini hep kulak ardı ederdi&#8221;…</p>
<p>Bu öyküler belki hem yaramaz çocukları anlatıyor, hem de bütün uslu çocukların öteki benlerini. Acaba hepimizin içinde iyilik kadar kötülük, sevgi kadar haset, akıl kadar yaramazlık mı var? Annesi bulaşık yıkarken bazı çocuklar oturup kendi oyuncaklarıyla oynarlar, bazıları da annelerinin dalgın bir anını yakalayıp bulaşık suyuna dalarlar. Bazılarını oturup oyun oynamaya, etliye sütlüye karışmamaya, bazılarını ise bütün riskleri alıp aksiyona geçmeye iten güç nedir? Bu büyük cesaret ve kendine güven insan beyninin gizemlerinden biridir. Anne ise bir sınavla karşı karşıyadır. Bu çocuğu olduğu gibi kabul edip bağrına basan anne belki de sınavı geçmiştir ama daha önünde çok sınav vardır. İşte bazıları: Gece yarısı avizeye tırmanan çocuk, klozete düşen çocuk, evden kaçıp annesinin endişeden delirmesini isteyen çocuk, ateşle oynayıp evi yakan çocuk, ormanda kaybolan çocuk; liste uzayabilir. Yaramaz bir bebek için yaramazlık üretmek Şehrazat için masal üretmek kadar kolaydır. Binbir gece masalları nasıl uzayıp giden ve hiç yitmeyen bir zamanı anlatırsa yaramaz çocuk ta öylesine bitimsiz bir zaman içindedir. Her yeni gün yeni bir maceradır onun için.</p>
<p>Yaramaz Bebeğin Maceraları’ndaki anne karakteri kendi kişiliğinden ödün vermeden, haysiyetini kaybetmeden çocuğunu sevebilen bir anne. Bu annenin çocuğuyla ilişkisindeki rikkat bana şunu düşündürüyor: Belki  de bu kitap yaramaz çocuğu değil, anneliği anlatıyor; çünkü yalnızca anne sevgisi bu kadar çılgın olabilir ve bu kadar deliliği kabul edebilir çünkü çocuğunun varlığıyla erincin tadına varmıştır ve aslında gerisi boştur. Gerisi boştur derken bir boş vermişlikten değil, farkındalıktan söz ediyorum. Anne olmanın en basit tanımı sevgi verme ihtiyacı ise bu en yaramaz bebek de o sevginin objesidir ve hiçbir sınav o sevgiyi sınayabilecek kadar yaman değildir. Yaramaz bebek de annesini sever, hem de çok sever fakat onu sınamaktan kendini alıkoyamaz. Onu her sınayışında annesinin onu yine de sevmekten vaz geçmeyişi belki de onu kamçılamaya devam eder ve sınavlar da böylece sürüp gider. Bu bir sürek avıdır, yaramaz çocuğun annesinin sevgisini avlayışı, o avladıkça av uzar gider…</p>
<p>Yaramaz bebeği kamçılayan şeylerden biri de sıkıntı. Sıkıntı çok faydalı bir duygu. Sıkılan insan etrafına bakar, yapacak bir şey ararken kafasını çalıştırır. En çok sıkıldığımız anlar en felsefi olduğumuz anlardır. “Acaba niye sıkılıyorum?” sorusu bile başlı başına felsefi bir problemdir bence. Yaramaz Bebeğin Okyanus Macerası sıkılan bir çocuğun annesinin temizlik kovasıyla okyanusa açılmasını ve köpek balığı, ahtapot, balina ve yolunu kaybetmiş bir horozla yaşadığı büyük macerayı anlatıyor. Ali Arda’nın güzelim çevirisi bu hikayeyi daha da leziz yapıyor, bitmesin istiyorum bütün yaramaz bebeklerin bütün maceraları. Kitabın illüstrasyonları çocukluğumun filmleri gibi kare kare, mutluluğun basitlikte gizli olduğunu hatırlatıyor. İşte bazı kareler:</p>
<p>Yaramaz bebeğin bulaşık suyuna düştüğü an</p>
<p><img class="alignleft  wp-image-856" style="border-style: initial; border-color: initial; text-align: center;" title="yaramaz2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/03/yaramaz2-223x300.jpg" alt="" width="300" height="370" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yaramaz bebeğin ormanda kaybolduğunda onu yalayan kurda kızdığı, onun da kurdu yaladığı ama kızgınlığının geçmediği an</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/03/yaramaz41.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-859" title="yaramaz4" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/03/yaramaz41-230x300.jpg" alt="" width="300" height="350" /></a></p>
<p>Yaramaz bebeğin okyanusa açıldığı an</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/03/yaramaz5.jpg"><img class="alignleft  wp-image-870" title="yaramaz5" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/03/yaramaz5-224x300.jpg" alt="" width="350" height="400" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu kitapla beni tanıştıran Zeynep Kurmuş&#8217;a buradan sevgiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/yaramaz-bebegin-maceralari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arslan Tomson</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/arslan-tomson.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/arslan-tomson.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2012 09:36:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=841</guid>
		<description><![CDATA[Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230; SIRADIŞI HİKAYELER ARSLAN TOMSON      Yazan: Orhan Kemal    Çizen: Milko Dikov Kütüphanemde bir kitap, yırtık pırtık, sayfaları kopuk mopuk haliyle viran ama mağrur bir eski zaman köşkü gibi salınıyor. Arka kapakta &#8220;Orhan Kemal, çocuğu, çocukçalığı çok iyi bilen bir ustaydı&#8221;, yazıyor. En üstte arkadaş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230;</p>
<p><strong>SIRADIŞI HİKAYELER</strong></p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/02/arlan-tomson1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-844" title="arlan tomson" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/02/arlan-tomson1-192x300.jpg" alt="" width="192" height="300" /></a></p>
<p><strong>ARSLAN TOMSON   </strong></p>
<p><strong>  Yazan: Orhan Kemal</strong></p>
<p><strong>   Çizen: Milko Dikov </strong></p>
<p>Kütüphanemde bir kitap, yırtık pırtık, sayfaları kopuk mopuk haliyle viran ama mağrur bir eski zaman köşkü gibi salınıyor. Arka kapakta &#8220;Orhan Kemal, çocuğu, çocukçalığı çok iyi bilen bir ustaydı&#8221;, yazıyor. En üstte arkadaş yayınlarının logosu: bir bankta birbirlerine sarılmış halde oturan iki çocuk. Kitap sanki eski mahalleme sık sık gelen, sadece kaymaklı ve çukulatalı çeşitleri bulunduran dondurmacının külahları gibi kokuyor.</p>
<p>Üç Arkadaş adlı öykünün sayfalarını açıyorum. Öyküyü hatırlar gibiyim. Gülümsüyorum. İkinci sayfada gözlerim yaşlarla doluyor: tamamen sebepsiz&#8230; İşte o noktaya kadar</p>
<p>Üç Arkadaş</p>
<p>Beş, altı, yedi yaşında üç kafadar, üçü de Sütlüce&#8217;liydi, Sütlüce&#8217;den bıkmışlardı.</p>
<p>Üçücün annesi de işçiydi. Sabahın çok erken saatlerinde evden çıkar, işlerine gider, gecenin geç saatlerinde işten dönerlerdi.</p>
<p>Üçünün de babası yoktu, görmemişlerdi, bilmiyorlardı. Yalnız arasıra duyarlardı ki, bir zamanlar onların da babaları varmış. Pek ahım şahım babalar değillermiş ama, ne de olsa baba&#8230; Evin içine cigara dumanlarını salarak küfreder, para buldukça kafayı çeker, türkü söylerlermiş.</p>
<p>Her ne hal ise&#8230; Babaları var veya yok, önemli değil. Önemli olan, Sütlüce&#8217;den bıkmış olmalarıydı. Her gün Haliç&#8217;in kirli sularında kocaman birer kuş ölüsü gibi usullacık gelip, rıhtımdaki babalara palamarını atıp, bir takım yolcu bırakıp, bir takım yolcular aldıktan sonra geldikleri gibi usallacık giden vapurlar, aynı gök, aynı sokaklar, aynı arsa&#8230; Velhasıl bıkmış usanmışlardı Sütlüce&#8217;den!</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/02/arlan2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-846" title="arlan2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/02/arlan2-271x300.jpg" alt="" width="271" height="300" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/arslan-tomson.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyumak İsteyen Kaplumbağa</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/uyumak-isteyen-kaplumbaga.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/uyumak-isteyen-kaplumbaga.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 19:10:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=829</guid>
		<description><![CDATA[Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230; SIRADIŞI HİKAYELER &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; UYUMAK İSTEYEN KAPLUMBAĞA  Yazan: Roberto Aliaga Çizen: Alessandra Cimatoribus Uyku çocukluğun en önemli zamanlarından biridir. Uyusun da büyüsün ninni… Dandini dandini dasdana… Kimdir bu Dan? Kimdir bu Din? Kimindir bu danaların girdiği bostan? Kimindir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230;</p>
<p><strong>SIRADIŞI HİKAYELER</strong></p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/3-2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-832" title="3-2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/3-2-300x284.jpg" alt="" width="300" height="284" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>UYUMAK İSTEYEN KAPLUMBAĞA </strong></p>
<p><strong>Yazan: Roberto Aliaga</strong></p>
<p><strong>Çizen: Alessandra Cimatoribus</strong></p>
<p>Uyku çocukluğun en önemli zamanlarından biridir. Uyusun da büyüsün ninni…</p>
<p>Dandini dandini dasdana… Kimdir bu Dan? Kimdir bu Din? Kimindir bu danaların girdiği bostan? Kimindir bu dananın yuttuğu lahana? Oğuz Atay’ın bu konuda çok muzip fikirleri vardı hatırladığım kadarıyla. Eminim bu ninniyi duyan her çocuğun da vardır… Uykuya geçerken bu isimler acaba çocukların beyinlerinde nasıl şekillere dönüşür?</p>
<p>Uykunun güzelliği… Uykuyu sevmek… Uykuya koşarak gitmek… Çocuklar genellikle direnirler uykuya ama o alemlerin güzelliğini de bilirler. Uyanınca gördükleri kocaman, dağlar kadar kurbağaları, minicik, damla kadar develeri anlatırlar. Biz acaba birisinin rüyası mıyız? Bir çok çocuk bu soruyu sormuştur. Cevabı da sorusu da eğlencelidir, uyku güzeldir, sıcak süt gibidir, yatıştırıcıdır, iyileştiricidir… Belki bu yüzden uykudan önce kitaplarına bayılırım; çocuklar hem uykuyu, hem kitabı sevsin diye…</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/4-1.jpg"><img class="alignleft  wp-image-833" title="4-1" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/4-1-300x166.jpg" alt="" width="350" height="200" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her iyi çocuk kitabı yazarının bir uykudan önce kitabı vardır. Uyumak İsteyen Kaplumbağa iyice minikler için hazırlanmış bir kitap. Kış uykusuna hazırlanan kaplumbağanın gerçekten çok uykusu vardır. Ama onu çok seven arkadaşları kaplumbağayı yılın bu upuzun uykusuna hediyelerle yolcu etmek isterler. Kaplumbağanın ise tek istediği uyumaktır. Onun uyku isteği giderek kitabı okuyanlara da sirayet eder ve kaplumbağa sana ne hediye alayım diye soran aslan kardeşe SADECE SESSİZLİK İSTİYORUM diye bağırdığında siz onu duyamayacak kadar derin uykudasınızdır. Kaplumbağanın hırıltısı çok uzaktan geliyormuş gibi belli belirsiz kulağınıza çalar. Zzzzzzzzzzz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/uyumak-isteyen-kaplumbaga.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GEZGİN KEDİ ÇIKTI !!!</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/yeni-hikayelerimiz/gezgin-kedi-cikti.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/yeni-hikayelerimiz/gezgin-kedi-cikti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 10:42:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni hikayelerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=755</guid>
		<description><![CDATA[Gezgin Kedi Engin Öztekin Müzik: Onur Türkmen Bas Klarnet: Kıvanç Fındıklı &#160; Gezgin Kedi kendi şişirdiği balonuyla sonsuzluğa uzanan bir kedinin öyküsü. Bulutlar, kuşlar, uçaklar, füzeler, yıldızlar, ay ve gezegenler&#8230; Geri dönüş, yoksa dünya yuvarlak mı??? &#160; Ben de Gezgin Kedi olmak istiyorum. Balonumu, şişirip uçup gitmek istiyorum. Geride evim olduğu gibi dursun, beni beklesin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gezgin Kedi</strong></p>
<p>Engin Öztekin</p>
<p>Müzik: Onur Türkmen</p>
<p>Bas Klarnet: Kıvanç Fındıklı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gezgin Kedi kendi şişirdiği balonuyla sonsuzluğa uzanan bir kedinin öyküsü. Bulutlar, kuşlar, uçaklar, füzeler, yıldızlar, ay ve gezegenler&#8230;</p>
<p>Geri dönüş, yoksa dünya yuvarlak mı???</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/gezgin-kedi1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-758" title="gezgin kedi1" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/gezgin-kedi1-300x185.jpg" alt="" width="300" height="185" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben de Gezgin Kedi olmak istiyorum. Balonumu, şişirip uçup gitmek istiyorum. Geride evim olduğu gibi dursun, beni beklesin, ben diğer gezegenlere doğru uzanayım, yıldızlara deyeyim, orada biraz üşüyeyim, biraz yorulayım ama hiç sıkılmayayım, diğer beni bulayım, sonra onu tekrar kaybedeyim. Eve döndüğümde aşinalara kavuştum diye sevineyim&#8230;</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/geke21.bmp"><img class="alignleft  wp-image-763" title="geke2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/geke21.bmp" alt="" width="300" height="185" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img class="wp-image-762 alignright" style="border-style: initial; border-color: initial;" title="geke2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/geke2.bmp" alt="" width="300" height="185" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/yeni-hikayelerimiz/gezgin-kedi-cikti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

