<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Enkidu Çocuk Kitapları</title>
	<atom:link href="http://www.enkidukitap.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.enkidukitap.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jan 2012 20:19:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Uyumak İsteyen Kaplumbağa</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/uyumak-isteyen-kaplumbaga.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/uyumak-isteyen-kaplumbaga.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 19:10:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=829</guid>
		<description><![CDATA[Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230; SIRADIŞI HİKAYELER &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; UYUMAK İSTEYEN KAPLUMBAĞA  Yazan: Roberto Aliaga Çizen: Alessandra Cimatoribus Uyku çocukluğun en önemli zamanlarından biridir. Uyusun da büyüsün ninni… Dandini dandini dasdana… Kimdir bu Dan? Kimdir bu Din? Kimindir bu danaların girdiği bostan? Kimindir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230;</p>
<p><strong>SIRADIŞI HİKAYELER</strong></p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/3-2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-832" title="3-2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/3-2-300x284.jpg" alt="" width="300" height="284" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>UYUMAK İSTEYEN KAPLUMBAĞA </strong></p>
<p><strong>Yazan: Roberto Aliaga</strong></p>
<p><strong>Çizen: Alessandra Cimatoribus</strong></p>
<p>Uyku çocukluğun en önemli zamanlarından biridir. Uyusun da büyüsün ninni…</p>
<p>Dandini dandini dasdana… Kimdir bu Dan? Kimdir bu Din? Kimindir bu danaların girdiği bostan? Kimindir bu dananın yuttuğu lahana? Oğuz Atay’ın bu konuda çok muzip fikirleri vardı hatırladığım kadarıyla. Eminim bu ninniyi duyan her çocuğun da vardır… Uykuya geçerken bu isimler acaba çocukların beyinlerinde nasıl şekillere dönüşür?</p>
<p>Uykunun güzelliği… Uykuyu sevmek… Uykuya koşarak gitmek… Çocuklar genellikle direnirler uykuya ama o alemlerin güzelliğini de bilirler. Uyanınca gördükleri kocaman, dağlar kadar kurbağaları, minicik, damla kadar develeri anlatırlar. Biz acaba birisinin rüyası mıyız? Bir çok çocuk bu soruyu sormuştur. Cevabı da sorusu da eğlencelidir, uyku güzeldir, sıcak süt gibidir, yatıştırıcıdır, iyileştiricidir… Belki bu yüzden uykudan önce kitaplarına bayılırım; çocuklar hem uykuyu, hem kitabı sevsin diye…</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/4-1.jpg"><img class="alignleft  wp-image-833" title="4-1" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/4-1-300x166.jpg" alt="" width="350" height="200" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her iyi çocuk kitabı yazarının bir uykudan önce kitabı vardır. Uyumak İsteyen Kaplumbağa iyice minikler için hazırlanmış bir kitap. Kış uykusuna hazırlanan kaplumbağanın gerçekten çok uykusu vardır. Ama onu çok seven arkadaşları kaplumbağayı yılın bu upuzun uykusuna hediyelerle yolcu etmek isterler. Kaplumbağanın ise tek istediği uyumaktır. Onun uyku isteği giderek kitabı okuyanlara da sirayet eder ve kaplumbağa sana ne hediye alayım diye soran aslan kardeşe SADECE SESSİZLİK İSTİYORUM diye bağırdığında siz onu duyamayacak kadar derin uykudasınızdır. Kaplumbağanın hırıltısı çok uzaktan geliyormuş gibi belli belirsiz kulağınıza çalar. Zzzzzzzzzzz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/uyumak-isteyen-kaplumbaga.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GEZGİN KEDİ ÇIKTI !!!</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/yeni-hikayelerimiz/gezgin-kedi-cikti.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/yeni-hikayelerimiz/gezgin-kedi-cikti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 10:42:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni hikayelerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=755</guid>
		<description><![CDATA[Gezgin Kedi Engin Öztekin Müzik: Onur Türkmen Bas Klarnet: Kıvanç Fındıklı &#160; Gezgin Kedi kendi şişirdiği balonuyla sonsuzluğa uzanan bir kedinin öyküsü. Bulutlar, kuşlar, uçaklar, füzeler, yıldızlar, ay ve gezegenler&#8230; Geri dönüş, yoksa dünya yuvarlak mı??? &#160; Ben de Gezgin Kedi olmak istiyorum. Balonumu, şişirip uçup gitmek istiyorum. Geride evim olduğu gibi dursun, beni beklesin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gezgin Kedi</strong></p>
<p>Engin Öztekin</p>
<p>Müzik: Onur Türkmen</p>
<p>Bas Klarnet: Kıvanç Fındıklı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gezgin Kedi kendi şişirdiği balonuyla sonsuzluğa uzanan bir kedinin öyküsü. Bulutlar, kuşlar, uçaklar, füzeler, yıldızlar, ay ve gezegenler&#8230;</p>
<p>Geri dönüş, yoksa dünya yuvarlak mı???</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/gezgin-kedi1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-758" title="gezgin kedi1" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/gezgin-kedi1-300x185.jpg" alt="" width="300" height="185" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben de Gezgin Kedi olmak istiyorum. Balonumu, şişirip uçup gitmek istiyorum. Geride evim olduğu gibi dursun, beni beklesin, ben diğer gezegenlere doğru uzanayım, yıldızlara deyeyim, orada biraz üşüyeyim, biraz yorulayım ama hiç sıkılmayayım, diğer beni bulayım, sonra onu tekrar kaybedeyim. Eve döndüğümde aşinalara kavuştum diye sevineyim&#8230;</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/geke21.bmp"><img class="alignleft  wp-image-763" title="geke2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/geke21.bmp" alt="" width="300" height="185" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img class="wp-image-762 alignright" style="border-style: initial; border-color: initial;" title="geke2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/geke2.bmp" alt="" width="300" height="185" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/yeni-hikayelerimiz/gezgin-kedi-cikti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırmızı Başlıklı Kız</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/siradisi-hikayeler-kirmizi-baslikli-kiz.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/siradisi-hikayeler-kirmizi-baslikli-kiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Jan 2012 17:36:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=727</guid>
		<description><![CDATA[Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230; SIRADIŞI HİKAYELER  Kırmızı Başlıklı Kız  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Kırmızı Başlıklı Kız ve Çocuk &#160; Kırmızı Başlıklı Kız’ı bol bol okumalıyız. Çok yazılmış, çok okunmuş, yeniden yazılmış, yeniden okunmuş olan Kırmızı Başlıklı Kız… Özünde bir kırmızı başlıklı kız ve onu yemek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230;</p>
<p><strong>SIRADIŞI HİKAYELER </strong></p>
<p><strong>Kırmızı Başlıklı Kız </strong></p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/kirmizibaslik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-729" title="kirmizibaslik" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2012/01/kirmizibaslik-252x300.jpg" alt="" width="252" height="300" /></a></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kırmızı Başlıklı Kız ve Çocuk</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kırmızı Başlıklı Kız’ı bol bol okumalıyız. Çok yazılmış, çok okunmuş, yeniden yazılmış, yeniden okunmuş olan Kırmızı Başlıklı Kız… Özünde bir kırmızı başlıklı kız ve onu yemek isteyen bir kötü kurttan oluşan bu hikaye neden tekrar tekrar karşımıza çıkar? Öncelikle Kırmızı Başlıklı Kız’ı bir adab-ı muaşeret kitabı olarak okumak mümkündür. Çünkü Kırmızı başlıklı kızın aslında kurtla (Kimliği belirsiz ve potansiyel olarak tehlikeli bir yabancı) konuşmaması gerekir. Fakat her genç kız gibi Kırmızı başlıklı kız da annesinin öğütlerini çabucak unutacak kadar dalgın ve ormanda rastladığı bir kurdun etki alanına girecek kadar tecrübesizdir. Bunun bedeli ağır olacaktır. İşte burada insanoğlunun bilinçaltına işlenmiş en gizli yerlere doğru bastırılmış korkuları ortaya çıkar. Nedir bu korkular dediğimizde aslında çocuk edebiyatının bildiğimiz sınırlarının dışına çıkmışızdır.</p>
<p>Fakat bu sınırlara gelmeden önce iyi ve kötünün Kırmızı başlıklı kız ve kurdun birlikteliğine değinelim. Aslında bu ikilem çocuk edebiyatının özünü oluşturur. Yetişkinler için çok zor olan bu soru belki de çocuklar için çok kolay bir sorudur: Neden kötülük vardır? Çok basit, iyilik neden varsa ondan…</p>
<p>Salt iyilikten oluşan bir dünya kusursuz bir insan gibi olurdu belki: sıkıcı. Sıkıcı derken durağan demek istiyorum. Çünkü paradoks olmalı ki gelişim olsun ve daha önemlisi belki değişim olsun, yoksa kendini mükemmel bulan biri kendini ve başkalarını değiştiremez, sadece kendini tekrarlayabilir, sıkıcılığa düşer. Bir sorun olmalı ki tekamül mümkün olsun. İnsan evrilmesi gereken bir yaratık ise bu evrimi ne sağlıyor? Toplumları tek tek bireylere benzetmek mümkünse toplumların evrimini ne sağlıyor? Çocuk edebiyatının iyi ile kötüsü ve yetişkin edebiyatının neşe ile acısı. Bu ikilem bizi bir yerden alıp başka bir yere götürüyor ve orada kendi cevaplarımızı bulmaya zorlanıyoruz, kimliğimizi sorguluyoruz, benliğimizi yeniden oluşturuyoruz. İnsanoğlu büyüdükçe ve kötülükle tanıştıkça kendini anlamaya ve dünyaya daha farklı bir noktadan bakmaya başlıyor. Dünyayı güzellemek yerine gerçeğin çıplak güzelliğinden beslenmeye başladığımızda edebiyatın sunduğu olanaklar ortaya çıkıyor. Kırmızı başlıklı kız içinden şırıl şırıl suların aktığı, yemyeşil yapraklı ağaçların pırıl pırıl parladığı ormanda neşeyle gezerken birden kötü niyetli bir kurda rastlar ve orman bu noktadan sonra sık ve dikenli çalılarla dolu, dolambaçlı ve karanlık bir yere dönüşür…</p>
<p>Mükemmel olan aslında doyurucu değildir demek istiyorum. Düşünceler için de bu geçerlidir. Neden mesela ithal edilen düşünceler vardıkları yerde doğru dürüst kök salmıyor? Doğu&#8217;nun Avrupa’dan ithal ettiği bir çok düşüncenin kusurlarından arındırılmış olarak geldiği bu yeni topraklarda çok verimli olmaması mesela nedendir? Bir çok düşünce ona biat etmek için çabalayan insanların elinde eskir çünkü zaaflarıyla var olmak yerine idealize edilmiş ve kusursuzlaştırılmış olarak dondurulmuştur yani yaşamsallıktan uzaklaşmıştır. Edebiyat onu kullananlar için bir fikri,  idealize etmek için bir yer, bir düşünce üzerinden toplu bir kimlik yaratmak için müthiş bir alandır. Ne var ki idealize edilen şey devinimini kaybeder, donar ve organik olmaktan, doğal olmaktan uzaklaşır. Kırmızı Başlıklı Kız&#8217;ın Grimm Kardeşler yorumunda birey prehistoryadan gelen korkularla dolu ve o korkuları gerçek kılan tehlikelerle çevrili değil, kötü kalpli kurttan onu koruyan ve bütün korkularını silen müşfik avcının kolları arasındadır. Avcı iyilik fikrini kristalize eden karakter olarak hikayeye girmiş, hikaye salonlarda okunacak şekilde mutenalaştırılmıştır.</p>
<p>Kırmızı Başlıklı Kız’ın bugün piyasada bulabileceğimiz bütün öykülerinde avcı vardır. Avcının günümüzdeki anlamı nedir? Avcının görevi kötü niyetli kurdu etkisiz hale getirmek ve sonra karnını taşlarla doldurarak onun ölümüne sebep olmaktır. Yani iyilik idealize edilmeli, avcı imgesinde dondurularak kötülük karşısında mutlak bir zafer kazanmalıdır. Böylece asla böyle olmayan bir dünyada asla bu kadar sınırlı görüşleri olmayan çocuklara tüm manasından arındırılmış bir hikaye sunulur. Şiddetten korkmak başka bir şiddeti doğuruyor burada bana kalırsa: iyiliğin şiddeti. Herşey zıddıyla mana kazanır düşüncesine yeniden dönecek olursak coğrafyalar da, insanlar da, dolayısıyla Kırmızı başlıklı kız da kurtla mana kazanır. Bir hikayeyi okurken onun içindeki kötülüğü çıkartmanın onu manasından uzaklaştırabildiğini  hatırlayalım. Konudan uzak bir örnek verecek olursak, 18. ve 19. Yüzyıl’ın Avrupa’lı gezginleri Osmanlı ve Arap diyarlarına yaptıkları gezilerini yazarken buraları büyülü bir atmosfer olarak aktardılar, ideal bir Binbir Gece Masalı’nın kaleodoskopik imgeleriyle anlattılar. Ortaya çok güzel tasvirler çıktı. Fakat bu diyarların içindeki karanlık, şiddet ve karmaşa bu yazılara yansımadığı için bunlara rağmen yaşamın nasıl devam ettiği ve yaşamsal ahengin nasıl oluştuğu gibi değerli bilgilerden yoksun kaldı bu yazılar. Bu yazılar şimdi anlattıkları coğrafyalardan çok onları yazanları anlamak için birer kaynak. Oysa bir yere idealize etmeden de anlayışla bakılabilir tıpkı bir hikayeyi yok saymadan anlamak gibi, yeniden yazma da anlayışla yapılabilir. Edebi eserler şifahi toplumlarda hep evrilerek aktarılır kuşaktan kuşağa. Kırmızı Başlıklı Kız yeniden, yeniden yazılan bir hikaye. Bu yönüyle bir kaynak. Ancak içinde yazıldığı toplumu anlatmaktan çok onu değiştirenlerin zihniyetini anlatıyor artık. Buna rağmen tek bir kelimeyle konusu nedir diye sorulduğunda cevap hala aynı: Korku.</p>
<p>Korku konusunda Kırmızı başlıklı kızın hangi arkaik korkulara gönderme yaptığına göz atmak için Grimm kardeşlerden önceki belki de en erken versiyonlardan birine bakalım: Robert Darnton’ın Fransız Devrimini anlattığı zihniyetler tarihi alanında bir başyapıt olan kitabı “The Great Cat Massacre”dan alıntılıyorum: &#8220;Bu hikaye 17-18 yüzyıl Fransa’sında gece yarısı şömine ışığında anlatıldığı versiyonunda bir kurtla konuşan ve bunun cezasını ağır ödeyen bir kızla ilgili. Kız eve geldiğinde ninesinin kılığına girmiş olan kurtla karşılaşır. Kurt nineyi yemeden önce kanını bir kaba doldurmuş ve etinden bir parçayı ayırıp kilere yerleştirmiştir. Kız eve geldiğinde ninesi sandığı kurt onun aç olup olmadığını sorar ve kıza ninesinin kanını şarap, etini de yemek olarak sunar, kız bunları yer ve içer. Sonra kurt kızdan soyunup kendisiyle yatağa girmesini ister ve kız teker teker üzerindekileri çıkarıp onun telkiniyle şömineye atar. Sonra kurt kızı yer.&#8221; 18. yüzyıl Fransa’sı ham ve acımasız bir şiddet içerir, bu dönemin halk hikayelerinin tümünde aynı kabus atmosferi mevcuttur. Burada çocuğa yazılan hikayeyi anlamak için önce bu çağın çocuğunu tanımlamak gerekir. 14. yüzyıldaki büyük veba salgını ile 18. yüzyıl arasındaki Fransa’da köylüler yetersiz beslenme, hastalık ve ölümle iç içe yaşıyorlar ve çocuklar doğdukları andan itibaren anne babalarının bedhah dünyasının bir parçası oluyorlardı. Tek odalı ve çoğu zaman tek yataklı evlerde ısınmak için hayvanlarla çevrili olarak hep beraber uyunuyordu. Dolayısıyla çocuklar ebeveynlerinin cinsel faaliyetlerine küçük yaşlardan itibaren şahit oluyorlardı. Anneleri ve babalarıyla aynı şekilde giyiniyor ve güçlerine göre yapılan işlerden üzerlerine düşenleri yerine getiriyorlardı. Kimse onları masumiyet veya bir başka açıdan ayrı bir kategori olarak tanımlamıyordu. Kırmızı Başlıklı Kız’ı bir kere de bu ürkütücü ve şiddet dolu dünyanın ışığında okumak gerekir. Bu bizi korkutmalı mıdır? Sanırım evet.</p>
<p>Çocuk edebiyatını anlamak için belki öncelikle çocuğu ve çocukluğu tekrar düşünmek gerekir. Jung&#8217;a göre çocuk sembolü gençlik anlamına gelir. Önünde uzun bir gelecek vardır. Çocuk yeni bir başlangıçtır ve başlangıcın bereketini taşır. Yetişkinlerin büyüme ve eğitim sonucu kaybettikleri samimiyete sahiptir. Tam olarak kendileridirler ve akıllarındakine sadıktırlar. O yüzden yetişkinler için gizemli bir yeteneği simgelerler çünkü çocukların aksine yetişkinler, hiçbir zaman doğru veya yanlış düşündüklerinden tam olarak emin olamazlar. Çocuk arketipinde yaramaz çocuk figürü ile içindeki doğruyu ortaya çıkaran öz birbirine karışır.</p>
<p>Tao inancına göre bir durumu kurtaran şey çocuk doğallığıyla hareket ederek her şeyi alt üst edebilecek bir şey söylemek ve yapmaktır. Çocuğun masumiyeti de buradan gelir. Samimi spontanlıkta doğru olanı yapma becerisi gizlidir. Burada çocuk hayatın özünü taşır, hayatta olmanın sırrını ve tabiî ki hayatın yinelenmesini. Yine uzak bir örnek verecek olursak Irak’ta ayakkabısını G.W. Bush’un üzerine fırlatan gazeteciyi (Muntasar El Zeydi) düşünelim. Bu adam çocuk doğallıyla hareket etmiş ve sadece hiç beklenmeyen bir hareket yaparak paradigmayı bir anda alt üst etmiştir. Şimdi herkes sanki ayakkabıyı kafaya yemiş gibidir. Irak savaşına hiçbir yazının veya söylemin veremeyeceği cevabı verir bu basit ama tamamen manasız hareket. İşte çocukluğun gücü budur. Çocuk edebiyatı bu güçten doğar, samimiyetten beslenir: Paradigmayı alt üst edecek bir Kırmızı Başlıklı Kız yazılmayı bekliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/siradisi-hikayeler-kirmizi-baslikli-kiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Canavar Hikayeleri</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/siradisi-hikayeler-canavar-hikayeleri.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/siradisi-hikayeler-canavar-hikayeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 17:34:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=700</guid>
		<description><![CDATA[&#160; SIRADIŞI HİKAYELER TADIMLIK Kuzey Amerika’dan bir canavar hikayesi: KORKUNÇ ÇENU Barefoot Yayınları için yeniden anlatan: Fran Parnel Çizen: Sophie Fatus Bu hikayeyi sizin için özetledim: Çok çok eskiden serin bir sonbahar günü bir karı koca kendi kabilelerini bırakıp Kuzeybatıya, avlanmaya gittiler. Çam ormanının içinde güzel bir açıklık bulunca hemen oracıkta çadırlarını kurup kışa hazırlandılar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>SIRADIŞI HİKAYELER</strong></p>
<p><strong>TADIMLIK</strong></p>
<p>Kuzey Amerika’dan bir canavar hikayesi:</p>
<p><strong>KORKUNÇ ÇENU</strong></p>
<p>Barefoot Yayınları için yeniden anlatan: Fran Parnel</p>
<p>Çizen: Sophie Fatus</p>
<p>Bu hikayeyi sizin için özetledim:</p>
<p>Çok çok eskiden serin bir sonbahar günü bir karı koca kendi kabilelerini bırakıp Kuzeybatıya, avlanmaya gittiler. Çam ormanının içinde güzel bir açıklık bulunca hemen oracıkta çadırlarını kurup kışa hazırlandılar. Her gün adam avlanmaya gitti, kadın adamın getirdiği etleri asıp kuruttu ki kış boyunca onlara bol bol yetsin. Uzunca bir süre herşey iyi gitti. Adamın avı rast gitti, havalar güzel gitti, gönülleri ferah kaldı.</p>
<p>Fakat bir serin sonbahar günü adam avdayken kadın odun toplamaya gitmişti ki ansızın buz gibi bir rüzgarın ıslığıyla irkildi ve biraz ilerideki çalılara doğru döndüğünde korkunç Çenu ile göz göze geldi. Bu feci bir şeydi. Çenu çok korkunçtu. Gözleri aç kurtunkiler gibiydi ve dişleri ayınınkiler kadar sivriydi. Dünya kadar yaşlıydı ve göğsünde ağır ağır çarpan yorgun ve acımasız, buzdan daha soğuk bir yürek vardı. Çenu uzak Kuzey ülkelerinden gelmişti ve soğuk rüzgarlar üzerinde yolculuk yapmıştı, uzun yol onu kurtlar gibi acıktırmıştı.</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/12/canavar2.jpg"><img class="wp-image-779 alignleft" title="canavar2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/12/canavar2-300x114.jpg" alt="" width="300" height="115" /></a>Kadın korkuyla titredi. Fakat bir tilki kadar zekiydi ve günün sonunda Çenu’un öğünü olmaya hiç niyeti yoktu. Hızlıca bir plan yaptı, sonra aniden ellerindeki odunları yere fırlattı ve neşeyle Çenu’nun boynuna atladı. ‘Baba!’, diye bağırdı. ‘Ne kadar büyük bir sürpriz! Ne iyi gözüküyorsunuz. Bu kadar yolu bizi ziyaret etmek için gelmeniz ne büyük incelik!’</p>
<p>Sonra bu vahşi yaratığı koluyla iterek baştan aşağıya süzdü: ‘Fakat kıyafetlerinize ne oldu babacığım? Eminim çok üşümüşsünüzdür! Hemen çadıra girin ve ısının biraz’, ve böylece çene çalarak ihtiyar canavarı elinden tutup çadıra sürükledi.</p>
<p>Çenu çok şaşırmıştı. Daha önce bir çok insan yemişti ve yediği insanlar genellikle çığlık atarlardı veya kaçmaya çalışırlardı, hatta o onları miğdeye indirmeden önce bayılırlardı. Şimdi Çenu o kadar şaşırmıştı ki bu kadını yemeyi bile unutmuştu; o kadar şaşırmıştı ki tek kelime etmeden tıpış tıpış çadıra girmişti. O kadar dili tutulmuştu ki kadının onu geyik derisinden bir giysinin içine sokmasına ve ayağına sıcak deri çarıklar giydirmesine izin vermişti. Şimdi kundaktaki bir bebek kadar rahatlamıştı.</p>
<p>‘Hah şöyle babacığım, böylesi daha iyi değil mi?’, dedi kadın neşeyle. ‘Şimdi parlak bir ateşle kemikleriniz hemencecik ısınır, ben gidip biraz daha odun getireyim’.</p>
<p>Kadın çadırdan çıktığında dizleri yine titremeye başladı. Çünkü korkunç Çenu elinde bir baltayla çadırın dışına çıkıyordu. ‘Ulu Tanrım’, dedi kadın, ‘Şimdi beni doğrayacak’. Fakat Çenu onun yerine koca koca ağaçları kesmeye başladı ve kesti, kesti&#8230; Kısa sürede neredeyse ormanın yarısını kesmişti ki kadın: ‘Babacığım bu kadar odun yeter!’, diye bağırdı.</p>
<p>Bunun üzerine Çenu hiç ses etmeden kestiği ağaçları çadırın arkasına dizdi. Tam o sırada kadın kocasının çok şaşırmış bir halde yaklaştığını gördü. Canavar onu görmeden hızlıca olan biteni ona anlattı, ve böylece kocası Çenu’ya yaklaşıp ‘Babacığım, buraya kadar bizi ziyarete mi geldiniz? Bugün bol bol avlandım. Biz size harika bir yemek hazırlarken siz de bize evden haberler verin’, dedi.</p>
<p>Çenu yemek boyunca suskundu. Karı koca hala canavardan korktukları halde iştahla yediler ve kabileleri hakkında hoşbeş ettiler. Komşuları hakkında dedikodu ettiler, ailelerini ve dostlarını andılar, onlar için güvenlik ve huzur dilediler.</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/12/canavar3.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-780" title="canavar3" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/12/canavar3-300x185.jpg" alt="" width="300" height="185" /></a>Karı koca canavara ren geyiği eti, kurutulmuş bal kabağı ve sıcak mısır kahvesi sundu ama Çenu bunları yemedi. Onun yerine onların sohbetlerini dikkatle dinledi ve zamanla canavarın suratına huzurlu bir ifade geldi. Şimdiye kadar hiç ailesi veya arkadaşları olmamıştı. Kuzeydeki evinde Çenu’lar karşılaştıklarında birbirlerine saldırırlardı. Kafaları bulutlara değinceye kadar kızgın çığlıklarla savaşırlardı. Günlerce gecelerce savaşır, onların savaş naraları yüzünden gökyüzünde şimşekler çakar, yeryüzü titrerdi. Çenu’ların savaş sesleri o kadar korkunçtu ki 1000 km öteden duyulur ve onları dinleyen Güneydeki insanların gece uykuları kaçar, korkudan dişleri birbirine vururdu. Kazanan Çenu savaşacak bir başka canavar bulmak üzere rüzgara biner oradan uzaklaşırdı.</p>
<p>Fakat bu Çenu karı kocayı dinledikçe garip bir değişime uğradı. Kalbi iyilikle doldu ve onların kendisine gösterdiği cömertlik onu alt etti. Özellikle ona güzel sözler söylediklerinde ve ona ‘baba’, dediklerinde kalbi sevinçle eridi. Hunhar düşünceleri yok oldu. Bu insanları yemek istemiyordu artık. Hatta ölene kadar onlarla kalmak istiyordu.</p>
<p>Ve aynen öyle yaptı. Canavar karı koca ile yaşamaya başladı. Karı koca önce çok şaşırdılar fakat sonra korkuları bitti ve onun ne kadar iyi ve yardımsever olduğunu gördüler. Kış boyunca Çenu adam için sabırla oklar yonttu ve kadının elbiseleri kirpi oklarıyla süslemesine yardım etti. Uzun kış gecelerinde karı koca ateşin önünde ısınmaya çalışırken onlara büyülü hikayeler anlattı ve zaman içinde onların hayatlarının vaz geçilmez bir parçası haline geldi.</p>
<p>İlkbahar kapıyı yeniden çaldığında, çamların üzerindeki karlar eridi ve nehir çağladı. Kadın ve adam köylerine geri dönmeye hazırlandılar. Çenu da onlarla birlikte gitti. Büyük adımlarla ve sırtında çadırla onlara eşlik ediyordu. Fakat Güneye yaklaştıkça adımları küçülmeye başladı ve giderek güçten düştü. Kuzeyin soğuk karı onu etkilemiyordu ama Güneyin ılık rüzgarları bütün gücünü yiyip bitiriyordu. Kadın ve adam ona geri dönmesi için yalvardılar. Fakat Çenu artık evine dönemeyecek kadar değişmişti. Ayrıca ölene kadar onlarla kalmaya yemin etmişti. O yüzden kendini zorladı. Kabilelerine ulaştıklarında artık Çenu’yu karı koca birlikte taşıyorlardı çünkü yüreyemeyecek kadar bitaptı.</p>
<p>Kabilelerine ulaştıklarında herkes canavarın etrafını sardı, yüzünde öyle sakin bir ifade vardı ki ondan korkmadılar. Herkes ona yardım etmek için elinden geleni yaptı fakat yaşlı ve yorgundu ve ılık Güney rüzgarları onu perişan ediyordu.</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/12/canavar5.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-781" title="canavar5" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/12/canavar5-300x272.jpg" alt="" width="300" height="272" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>En sonunda buzdan kalbi tamamen eridi ve Çenu öldü. Fakat öldüğünde dünyadaki en mutlu Çenu oydu çünkü başka hiçbir Çenu’nun bulamadığı bir şeyi bulmuştu: gerçek dostluğu&#8230; Kadın ve adam onu çok özlediler ve hiç unutmadılar. Bir soğuk sonbahar günü yaşlı, şaşkın Çenu’nun nasıl iki evlat edindiğini hatırladıkça güldüler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/siradisi-hikayeler-canavar-hikayeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yorgun Savaşçı</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/675.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/675.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Dec 2011 11:45:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karakum - Kızılkum Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=675</guid>
		<description><![CDATA[Kızılkum Yayınları çocukların resimlediği hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mayıs 2011&#8242;de Evrim Okulları 1 B sınıfı ile yaptığımız &#8221;Hikayeyi resimle düşünmek&#8221; adlı atölye çalışmasının sonuçlarından biridir. Yazan: Zümrüt Alp Çizen: Arda Akkaya Yorgun Savaşçı  Savaşçı çok yorgundu. Uzun bir savaştan sonra evine dönüyordu ama sırtında taşıdığı ayının postu ona gurur veriyordu. &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kızılkum Yayınları</strong> çocukların resimlediği hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mayıs 2011&#8242;de Evrim Okulları 1 B sınıfı ile yaptığımız &#8221;Hikayeyi resimle düşünmek&#8221; adlı atölye çalışmasının sonuçlarından biridir.</p>
<p>Yazan: Zümrüt Alp</p>
<p>Çizen: Arda Akkaya</p>
<p><strong>Yorgun Savaşçı </strong></p>
<p>Savaşçı çok yorgundu. Uzun bir savaştan sonra evine dönüyordu ama sırtında taşıdığı ayının postu ona gurur veriyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/12/savascı-23.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-683" title="savascı 2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/12/savascı-23-300x207.jpg" alt="" width="500" height="350" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/675.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oleg ya da Kuşatma Altında</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/siradisi-hikayeler-oleg-ya-da-kusatma-altinda.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/siradisi-hikayeler-oleg-ya-da-kusatma-altinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Dec 2011 15:51:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=664</guid>
		<description><![CDATA[Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230; SIRADIŞI HİKAYELER &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; Daha büyük çocuklar için Oleg ya da Kuşatma Altındaki Şehir Jaap Ter Haar Çeviren: Ersel Kayaoğlu   Jaap Ter Haar’ın imgelem dünyası İkinci Dünya Savaşı ile dolu. Aşktan söz edince savaştan söz etmeden olmaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230;</p>
<p><strong>SIRADIŞI HİKAYELER</strong></p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/12/oleg2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-774" title="oleg2" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/12/oleg2-192x300.jpg" alt="" width="192" height="300" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Daha büyük çocuklar için</p>
<p><strong>Oleg ya da Kuşatma Altındaki Şehir</strong></p>
<p><strong>Jaap Ter Haar</strong></p>
<p><strong>Çeviren: Ersel Kayaoğlu  </strong></p>
<p>Jaap Ter Haar’ın imgelem dünyası İkinci Dünya Savaşı ile dolu. Aşktan söz edince savaştan söz etmeden olmaz diyerek Sen Petersburg’un Almanya tarafından işgalini bir çocuğun bakışından anlatan bu kitabı hatırladım. Savaşlar niye vardır diye düşünmek, kötülük niye vardır diye düşünmek&#8230; Herşey tersiyle anlam kazanır diye üzülmemek lazım&#8230; Kötülük olmasaydı iyiliğin, ölüm olmasaydı yaşamın bir anlamı kalmazdı, dünya sadece iyilikten ibaret olsa devinim için gerekli olan gerilimden de mahrum olurduk. (Bu düşünceyi bu kadar sarih ifade eden Ergin Özler&#8217;e sevgiler&#8230;  Çocuk edebiyatının değindiği temel gerçeklerden biri bu aslında, ama o başka bir yazının konusu&#8230;) Yine de savaş zor. Oleg ya da Kuşatma Altında&#8217;yı okurken savaşın ve kuşatmanın beraberinde getirdiği umarsızlık hissediliyor. Savaşı çocuk gözüyle anlattığı için belki satır aralarından bir soğuk el gelip yüreğinizi sıkabilir azıcık bu kitabı okurken. Savaşın açlığı, yokluğu bu kitabın konusu. Ama ayrıca aşk var. Oleg Nadya’yı seviyor. Ama o ölüyor. Fakat hikaye bunu anlatmıyor; savaşta kazanan bir taraf olmadığını, insanlık kaybederse herkesin kaybedeceğini söylüyor. Her zaman uğruna savaşılan bir şeyler var. Ama öte yandan insan hayatında çok daha minik şeyler için bir savaş var: mesela patates. Patates bulma umuduyla Alman kuşatmasının sınırına kadar giden iki arkadaşa yine bir Alman asker kendi canını tehlikeye atma pahasına yardım ediyor, Nadya yine de ölüyor ama şehir özgürlüğüne kavuştuğunda Oleg o Alman askeri hatırlıyor. Sadece bu. Düşmanımız gerçekten düşmanımız mıdır? Bir savaşın insana yapabilecekleri ve insanın düşmana karşı değil kıyıma karşı duruşu.</p>
<p>Her savaş birilerinin savaşıdır. Düşman belirlenir ve vurulur. Ama mercek daha büyüdüğünde savaşın içindeki savaş görülür ve orada insanoğlu için utanç vardır. Yaşadığımız yerde verilen ve verilmekte olan savaşları düşünüyorum, bu savaşların kurbanlarının hayatlarını ve o hayatların içindeki minik şeyler için verilen savaşları düşünüyorum ve yazarın utancını paylaşıyorum. Bu öyküdeki gizli kahraman sınırdaki Alman askeri. Her savaşın gizli küçük kahramanları vardır. Ne var ki çoğu zaman tarih onları yazmaz. Ülkelerin tarihleri o ülkelerin ardındaki ülküleri yüceltecek şekilde tasarlanır ve o tasarının kahramanları dışında kalan gerçek kahramanlar satır aralarından düşer. Nadya ve Oleg&#8217;e yardım eden Alman askeri sadece savaşın ardındaki sebebi aklından çıkarabilmiş ve başka bir sebep bulabilmiş olduğu için bu kitabın gizli kahramanı. Onu okurken insanlığın ayaklar altına düştüğü bütün anları ve o anlarda vicdanlarıyla hareket edebilmiş olan sessiz kahramanları anıyorum. 20. yüzyıl tarihi onları unutmak üzerine inşa edilmiş. Jaap Ter Haar bana bunları düşündürüyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/siradisi-hikayeler-oleg-ya-da-kusatma-altinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şekiller Ülkesindeki Değişiklik</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/karakum-sekiller-ulkesindeki-degisiklik.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/karakum-sekiller-ulkesindeki-degisiklik.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 16:16:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karakum - Kızılkum Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=653</guid>
		<description><![CDATA[Karakum Yayınları çocukların yazdığı hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mayıs 2011′de Evrim Okulları 1 B sınıfı ile yaptığımız Chagall temalı ”Hikayeyi resimle düşünmek” adlı atölye çalışması sonuçlarından biridir. Yazan: Ayşe Özler Çizen: Chagall Şekiller Ülkesindeki Değişiklik  Bir kış günüymüş. Bir kadın bir cine aşık olmuş. Düğün hazırlıklarına başlamışlar. Düğün günü sonunda gelmiş. Düğünü olan kadın memeleri açık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Karakum Yayınları</strong> çocukların yazdığı hikayelerdir.</p>
<p>Aşağıdaki hikaye Mayıs 2011′de Evrim Okulları 1 B sınıfı ile yaptığımız Chagall temalı ”Hikayeyi resimle düşünmek” adlı atölye çalışması sonuçlarından biridir.</p>
<p>Yazan: Ayşe Özler</p>
<p>Çizen: Chagall</p>
<p><strong>Şekiller Ülkesindeki Değişiklik </strong></p>
<p>Bir kış günüymüş. Bir kadın bir cine aşık olmuş. Düğün hazırlıklarına başlamışlar. Düğün günü sonunda gelmiş. Düğünü olan kadın memeleri açık evlenmeye karar vermiş. Düğüne bütün kasaba gelmiş. Bir kadın horozuyla gelmiş. Bazı kadınlar çırılçıplak gelmişler. Bir kuş onlara altın getirmiş.<br />
<a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/sekiller.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-654" title="sekiller" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/sekiller-300x194.jpg" alt="" width="450" height="300" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/karakum-sekiller-ulkesindeki-degisiklik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz ve O</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/siradisi-hikayeler-deniz-ve-o.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/siradisi-hikayeler-deniz-ve-o.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Nov 2011 22:05:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=582</guid>
		<description><![CDATA[Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230; SIRADIŞI HİKAYELER Deniz ve O Henri Meunier ve Regis Lejonc &#160;  Aşk temasından devamla Deniz ve O adlı kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu kitabın ilk baskısı1949 tarihli. Kitabın başında Regis Lejonc’un hayal gücünü besleyen ustalar Eugene Boudin, Giorgi De Chirico, Edward Hopper, Gustav Kampmann ve Claude Monet’ye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya ve Türkiye edebiyatından ağımıza takılanlar ve aklımıza getirdikleri&#8230;</p>
<p><strong>SIRADIŞI HİKAYELER</strong></p>
<p><strong>Deniz ve O</strong></p>
<p><strong>Henri Meunier ve Regis Lejonc</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-medium wp-image-589 aligncenter" style="border-style: initial; border-color: initial; margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; border-width: 0px;" title="deniz11" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/deniz11-293x300.jpg" alt="" width="293" height="300" /></p>
<div>
<p> Aşk temasından devamla Deniz ve O adlı kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu kitabın ilk baskısı1949 tarihli. Kitabın başında Regis Lejonc’un hayal gücünü besleyen ustalar Eugene Boudin, Giorgi De Chirico, Edward Hopper, Gustav Kampmann ve Claude Monet’ye teşekkürü var. Kitabın görsel dili bu ressamlardan esinlenerek oluşturulmuş. Bütün sayfalar bize 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başındaki dünyadan esintiler sunuyor. Kitabın hikayesi de ancak 1. dünya savaşı öncesinde la belle epoque (Güzel Çağ) diye adlandırılan iyimser dünyadan çıkmış olabilecek kadar aydınlık. Resimlerdeki sıcak ışık hikayedeki hüzne yansımış.</p>
<p><strong>İlk Cümle: “Deniz yaşlanmaz.”</strong> Deniz yaşlanmayan ama hisleriyle yaşayan bir kız: “Deniz cesur bir kızdır, romantik ve naif. Ona küçük, tatlı hazineler borçluyuz, yaşam gibi veya ufuk gibi.”</p>
<p><img class="size-medium wp-image-594 alignnone" style="border-style: initial; border-color: initial;" title="deniz12" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/deniz12-300x290.jpg" alt="" width="293" height="300" /></p>
<p>Deniz yaşlı bir kaptana aşık olunca yatağından çıkar, kaptanın elindeki bardağa dolar içinde bütün dalgaların, akıntıların ve fırtınaların haşmetini taşıyarak&#8230; İkisi bir trene binerler ve yaşlı kaptanın evine giderler. Deniz ona efsanelerini anlatır, kaptan ona deniz için yazılmış şiirleri okur- çünkü kimsenin aklına gelmemiştir denize onları okumak- ve mutludurlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fakat bir zamanlar denizin olduğu yerde durum öyle değildir. Orası şimdi kupkuru ve sessizdir ve denizin güzel esintisi çok uzak bir anıdır&#8230; Denizsiz bir deniz ıssızlıktır. Denizcilerin ve tatil çocuklarının, herkesin yüreği şimdi kupkurudur.</p>
<p><img class="size-medium wp-image-595 alignnone" style="border-style: initial; border-color: initial;" title="deniz13" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/deniz13-300x244.jpg" alt="" width="293" height="300" /></p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/deniz14.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-605" style="border-style: initial; border-color: initial;" title="deniz14" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/deniz14-300x294.jpg" alt="" width="293" height="300" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kitabın sonunda kaptan denizi denize kavuşturur ve büyük aşk büyük bir fedakarlıkla biter. Şimdi deniz albatrosu tekrar çağırır, rüzgar tekrar denizin nemiyle dolar ve denizin görüntüsü anılarından bile daha muhteşemdir.</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/deniz15.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-606" title="deniz15" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/deniz15-291x300.jpg" alt="" width="293" height="300" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Deniz ve O büyük cümlelerle yazılmış bir kitap. Büyük bir aşkı anlatmak büyük bir isteği anlatmaktır. Büyük istekler zaman ve mekanın sınırlarını aşar. Aşık olan sevdiğini bütün benliği gibi görür. Deniz bu kitapta herşeyi ve her yeri kaplayan büyük okyanustur; Ortaçağ muhayyilesindeki Okyanus veya Bahr el-muhit* gibi dünyanın etrafındadır ve kollarıyla yusyuvarlak dünyayı sarmıştır. Kaptan ve denizin aşkı dünya ve denizin aşkı gibi olmazsa olmaz bir aşktır ve vazgeçildiğinde bile devam eder.</p>
<p><img class="size-medium wp-image-607 alignleft" style="border-style: initial; border-color: initial;" title="deniz17" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/deniz17-300x286.jpg" alt="" width="293" height="300" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Bahr el muhit için bakınız Al İdrisi Dünya haritası 1154 (Bahr el muhit burada dünyayı çevreleyen ve içi gizemle dolu olan denizdir. Ortaçağ Arap haritalarında güneyin yukarıda kuzeyin aşağıda olduğunu ekleyeyim.: )</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/idrisi-dunya.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-649" title="idrisi dunya" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/idrisi-dunya-275x300.jpg" alt="" width="275" height="300" /></a></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/siradisi-cocuk-hikayeleri/siradisi-hikayeler-deniz-ve-o.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Devamlı Esneyen Prenses</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/kizilkum-devamli-esneyen-prenses.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/kizilkum-devamli-esneyen-prenses.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 11:56:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karakum - Kızılkum Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=568</guid>
		<description><![CDATA[Kızılkum Yayınları çocukların resimlediği hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mayıs 2011&#8242;de Evrim Okulları 1 B sınıfı ile yaptığımız &#8221;Hikayeyi resimle düşünmek&#8221; adlı atölye çalışmasının sonuçlarından biridir. Yazan: Zümrüt Alp Çizen: Simla Ece Erdem Devamlı Esneyen Prenses Prenses devamlı esniyormuş çünkü çok sıkılıyormuş. Sonunda rüzgar dayanamamış ve esneyen prensesin ağzını kapmış gitmiş; yerine gülen bir ağız getirmiş, prenses [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kızılkum Yayınları</strong> çocukların resimlediği hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mayıs 2011&#8242;de Evrim Okulları 1 B sınıfı ile yaptığımız &#8221;Hikayeyi resimle düşünmek&#8221; adlı atölye çalışmasının sonuçlarından biridir.</p>
<p>Yazan: Zümrüt Alp</p>
<p>Çizen: Simla Ece Erdem</p>
<p><strong>Devamlı Esneyen Prenses</strong></p>
<p>Prenses devamlı esniyormuş çünkü çok sıkılıyormuş. Sonunda rüzgar dayanamamış ve esneyen prensesin ağzını kapmış gitmiş; yerine gülen bir ağız getirmiş, prenses de sıkılmaktan kurtulmuş.</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/prenses.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-569" title="prenses" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/prenses-213x300.jpg" alt="" width="213" height="300" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/kizilkum-devamli-esneyen-prenses.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kafamdaki Cin</title>
		<link>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/kizilkum-kafamdaki-cin.html</link>
		<comments>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/kizilkum-kafamdaki-cin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2011 11:35:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karakum - Kızılkum Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.enkidukitap.com/?p=558</guid>
		<description><![CDATA[Kızılkum Yayınları çocukların resimlediği hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mayıs 2011&#8242;de Evrim Okulları 1 B sınıfı ile yaptığımız &#8221;Hikaye&#8217;yi resimle düşünmek&#8221; adlı atölye çalışmasının sonuçlarından biridir. Yazan: Zümrüt Alp Çizen: Ufuk Beğenmiş Kafamdaki Cin Bir cin ağlayarak kapıma geldi: &#8221;Yeter artık çok kısa boyluyum, hiçbir yere yetişemiyorum&#8221;, dedi. Ben de aldım onu, kafama koydum. Artık rahatlıkla ağaçtaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kızılkum Yayınları</strong> çocukların resimlediği hikayelerdir. Aşağıdaki hikaye Mayıs 2011&#8242;de Evrim Okulları 1 B sınıfı ile yaptığımız &#8221;Hikaye&#8217;yi resimle düşünmek&#8221; adlı atölye çalışmasının sonuçlarından biridir.</p>
<p>Yazan: Zümrüt Alp</p>
<p>Çizen: Ufuk Beğenmiş</p>
<p><strong>Kafamdaki Cin</strong></p>
<p>Bir cin ağlayarak kapıma geldi: &#8221;Yeter artık çok kısa boyluyum, hiçbir yere yetişemiyorum&#8221;, dedi. Ben de aldım onu, kafama koydum. Artık rahatlıkla ağaçtaki meyvelere uzanabiliyor.</p>
<p><a href="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/OCE-CS62024151.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-562" title="OCE-CS6202415" src="http://www.enkidukitap.com/wp-content/uploads/2011/11/OCE-CS62024151-246x300.jpg" alt="" width="400" height="500" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.enkidukitap.com/karakum-kizilkum-kitaplar/kizilkum-kafamdaki-cin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

